ÇOMÜ İletişim Fakültesi Ulusal Basında

Radyo Sinema ve Televizyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hülya Önal'ın çektiği, "Antik Çağda Ege Kadını" adlı belgesel, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Hürriyet ve Star Gazetelerinde haber olarak yer almıştır.

DHA

ÇANAKKALE Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İletişim Fakültesi Radyo Sinema ve Televizyon Bölüm Başkanı Doç.Dr. Hülya Önal'ın çektiği, 'Antik Çağda Ege Kadını' konulu belgesel, kadının 3 bin yıl önce de şiddet gördüğünü gözler önüne serdi.

ÇOMÜ Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü Başkanı Doç.Dr. Hülya Önal, günümüzden 3 bin yıl önce kadının yaşamını konu alan 'Antik Çağda Ege Kadını' adlı belgesel film hazırlıklarına 2007 yılında başladı. Belgesel film için tüm Ege kıyılarını dolaşarak 2 bin 500 yıl önce yaşayan kadının izlerini aradı. Tam 5 yıl boyunca devam eden araştırma ve çekimler geçen yıl tamamlandı.Belgesel yapıt, izleri bulunan 2 bin 500 yıl önceki kadın ile günümüzdeki kadın arasında büyük farklar olmadığını ortaya koydu. Doç. Dr. Hülya Önal, "Ege kıyılarını dolaşarak M.Ö. 5'inci yüzyıla ait kadının izlerini bulduğumuzda gördük ki, o zaman yaşamış kadın ile günümüz kadını arasında büyük farklar yok. Edindiğimiz bilimsel ve arkeolojik veriler bize bunu gösterdi. Kadından hayatın beklentileri anlamında çok da fazla şeyin değişmediğini düşünüyorum. Kadınların bir çok rolü var. Kadınlar anne. Kadınlar çalışan kadın. Kadınlar bir takım kabahatlerinden dolayı şiddetin bahanesi. O dönemde de savaşların bahanesi olarak veya doğduklarında bedenlerindeki özürlerinden dolayı ya da herhangi bir nedenle kabahatli bulunduklarında kurban ediliyorlardı. Bugün de çok farklı değil aslına bakarsanız. Nedeni çok önemli değil. Kadına şiddet için mutlaka bir neden bulunuyor. Proje sırasında bulduğum en temel ortak özellik bu. Kadının sorumluluğunun yüzyıllardır hiç değişmediğini görüyoruz" dedi.


İLGİNÇ VERİLER

Belgesel çekimleri için yaptıkları araştırmalarda ilginç verilere de rastladıklarını anlatan Doç.Dr. Hülya Önal, "Günümüz toplumunda, kadının özel dönemlerinde kutsal mekanlara yaklaşmasının sakıncalı olduğu inanışı var. O dönemde de genç kızların özel menstruasyon dönemlerinde tapınaklara girmelerinin ve kutsala dokunmalarının yasak olduğunu gördük. Bunun dışında evlilik ritüellerinin çok benzediğini fark ettik. Genç kızlar bir dönem boyunca eğitim görseler de ilk menstruasyonlarında, 16-17 yaşlarında evliliğe hazırlanıyordu. Bugün Anadolu'da halen devam eden görücü usulüyle evlenme ve başlık parası gibi geleneklerin o dönemlere dayandığını gördük. Mesela, eğer kız güzelse ve talip de zenginse istenen miktar bir hayli yüklü oluyordu. Fakat kız biraz çirkinse bir öküz karşılığında veriliyordu aileleri tarafından" diye konuştu.

KADIN FESTİVALİNDE GÖSTERİLECEK

Doç.Dr. Hülya Önal, Türkiye'de çok fazla tematik belgesel film festivali yapılmadığını, ancak uluslararası platformda çok sayıda festival bulunduğunu söyledi. 'Antik Çağda Ege Kadını' adlı belgesel ile geçen Ekim ayında İtalya'daki arkeoloji temalı bir festivale katıldığını kaydeden Doç.Dr. Önal, filmin bu ay Marmaris'te Uluslararası Kadın Festivali'nde gösterileceğini belirtti. Önal, filmin, kadını konu alan arkeoloji belgesel festivallerinde gösterilmek üzere Rusya ve Almanya'ya gönderildiğini ifade etti.
Doç.Dr. Önal, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili olarak da, antik dönemde yaşayan bir kadın filozofun "Öyle bir dünya hayal ediyorum ki; üzerinde ne köleler, ne efendiler olsun" sözünü hatırlattı.